Çanakkale, tarihi zenginliği ve kültürel çeşitliliği ile Türkiye'nin en özel şehirlerinden biri. Bu eşsiz topraklar, hem tarihi savaşlara tanıklık eden mekanlarıyla hem de yerel halkın geleneksel yaşam biçimleriyle dikkat çekiyor. Şehir, Türkiye'nin dört bir yanından gelen kültürel kalıntıları koruma çabaları içinde, "Yaşayan İnsan Hazinesi" unvanına sahip bireylerle dolup taşıyor. Bu unvanı taşıyanlar, geleneksel el sanatlarını, folklorik dansları ve halk hikayelerini günümüze taşıyarak, geçmişin izlerini geleceğe taşımak için büyük bir çaba harcıyorlar.
Çanakkale'deki "Yaşayan İnsan Hazinesi" unvanına sahip kişiler, folklorik kültürün çeşitli unsurlarını yaşatırken aynı zamanda yeni nesillere bunları aktaran bireylerdir. Bu unvan, başta el sanatları ustaları, geleneksel müziği temsil eden sanatçılar ve unutulmaya yüz tutmuş birçok geleneği, ritüeli ve hikayeyi yaşatan bireyler için verilmektedir. Çanakkale'deki yaşayan insanlar, sadece kendi hikayelerini değil, aynı zamanda toplumlarının tarihini de dinamik bir şekilde anlatma yetisine sahipler. Çanakkale'nin farklı bölgelerinde ikamet eden yaşayan hazinelerden biri, geleneksel dokuma sanatı ile öne çıkan İsmail Amca. İsmail Amca, atalarından kalan tezgâhları kullanarak, yöresel kıyafetlerin ve tekstil ürünlerinin üretimini yapıyor. Her bir dokunun arkasında yüzyıllık hikayeler yatan İsmail Amca, gençlere de bu sanatı öğretmek için düzenlediği atölyelerle önemli bir köprü görevi üstleniyor. İsmail Amca'nın dokumaları, sadece Çanakkale'de değil, ülke genelindeki birçok etkinlikte sergileniyor.
Çanakkale'de yaşayan insan hazineleri, geleneklerini yalnızca meslek olarak değil, aşk ve tutku ile icra ediyorlar. Bu kişilerin birçoğu, çocukluklarından itibaren bu geleneği öğrenmiş ve şimdi ise bu değerleri geleceğe taşımak için mücadele ediyor. Örneğin, Zeynep Hanım, yaşlı kadınlardan dinlediği geleneksel Türk masallarını, çocuklara anlatmak amacıyla kurduğu toplulukla, hem kendi kültürünü hem de bu değerleri yaşatmaya çalışıyor. Zeynep Hanım, "Halkımızın hikayeleri, bizlere olan bağlılığımızı güçlendiriyor," diyerek bu çalışmalarının önemini vurguluyor.
Çanakkale'nin kültürel zenginliği, bu yaşam hikayeleri ve geleneksel yetenekler sayesinde sürekli olarak tazeleniyor. Yazılı belgelerin ötesinde, insanların yüzlerinde ve ellerindeki ince işçilikte bu kültürel mirasın izlerini görebiliyoruz. Ayrıca, bölgede düzenlenen festivallerde yer alan "Yaşayan İnsan Hazinesi" unvanına sahip sanatçılar, yaptıkları gösterilerle genç kuşaklara ilham veriyor ve geleneklerin canlı tutulmasına katkıda bulunuyor. Bu tür etkinliklerde sergilenen geleneksel müzik ve danslar, ziyaretçi akınına uğrayan birer kültürel şölen halini alıyor. Çanakkale, aynı zamanda doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla da dikkat çekiyor. Düşmanların kıyasıya savaştığı Gelibolu Yarımadası, her yıl binlerce turisti ağırlıyor. Ancak bu toprakların ruhunu anlamak isteyenlerin, bu beldelerdeki yaşayan hazineleri tanımak için derinlemesine keşfe çıkmaları gerekiyor. Her noktada, bir hikaye, bir kültür öğesi veya bir el sanatı ustasıyla karşılaşmak mümkün. Bu da Çanakkale’yi ziyaret edenler için farklı bir deneyim sunuyor. Çanakkale'nin yaşayan insan hazineleri, sadece geçmişi değil, bugünü de şekillendiren birer mimar gibi. Kendi değerlerini, besledikleri kültürel mirası ve topluluklarını unutulmaz kılmak için büyük bir azimle çalışıyorlar. Hem yaşları hem de deneyimleriyle, geleceği kurtarmak adına savaşan bu bireyler, gerçekten de bu unvanı fazlasıyla hak ediyorlar. Çanakkale’nin yüzyıllara yayılmış kültürel mirasını yaşatmak isteyen herkesin, bu hazinelere bir göz atması ve üstlendiği misyonu görmesi büyük bir önem taşıyor.Sonuç olarak, Çanakkale'deki yaşayan insan hazineleri; bilgi, beceri ve kültürel zenginlik açısından şehre ve topluma çok büyük katkılar sağlıyor. Kendi mücevherlerini, birbirlerine ve sonraki nesillere aktarmak için çalışan bu kişilerin çabası, her birimize ilham veriyor. Onlar sayesinde Çanakkale, sadece bir coğrafya değil, unutulmaz bir kültürel mirasın da evi olmaya devam ediyor.